Myrina ve Gryneion

Yüzey Araştırmalarında Bulunan Arkeolojik Veriler

    Gryneion’da şimdiye kadar saptanan İ.Ö. 2. Binyıla ait izlerin tamamını seramik parçaları oluşturmaktadır. İlk olarak Keene ve Meriç ile birlikte 1992 yılında burada kazı çalışmaları gerçekleştiren Özkan, İ.Ö. 2. Binyıla ait seramiklerden bahsetmektedir. 2015 yılından itibaren yürütülen yüzey araştırmaları sırasında tapınak olarak tanımlanabilecek dörtgen formlu yapı içerisinde sadece bir adet İ.Ö. 2. Binyıla tarihleyebileceğimiz seramik gövde parçasına rastlanmıştır. Bunun dışında tapınak alanı olarak tanımlanabilecek alanın çevresinde ortalama 60 cm. çapında sütun tamburları tespit edilmiştir.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda, Gryneion sikkelerinin bir yüzünde yer alan deniz çift kabuklusu Pinna Nobilis’in, Temaşalık Burnu’nun güneybatısındaki deniz tabanındaki varlığının tespitine yönelik araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Gryneion’un, sadece MÖ 4. yüzyıl sonu – 3. yüzyıl başında bronz sikke bastığı bilinmektedir. Bu sikkeler üzerinde yer alan Pinna Nobilis betimleri, Myrina ve Kyme’nin olduğu kadar Gryneion’unda arması haline gelmiştir.

Plinius, istiridyelerin tatlı suları ve denize döküldüğü yerleri sevdiğinden bahsederken, bazen Gryneion ve Myrina’daki gibi nehirlerin denize ulaştığı yerlerden uzakta da yaşadıklarından bahsetmektedir. Fakat Temaşalık Burnu’nun güneybatı deniz hattı boyunca bölgede karşılaştığımız yoğun sazlıklar, tatlı suyun varlığını kanıtlar niteliktedir. Ayrıca, Kaiskos’un (Bakırçay) yatağını değiştirmeden önce tatlı sularını Çandarlı Körfezi’ne bıraktığı bilinmektedir. Sonuç olarak deniz tabanında yapılan çalışmalarda birçok deniz çift kabuklusu olan Pinna Nobilisler’in tespiti yapılmıştır. Tespiti yapılan bu deniz kabukluları hakkında Plinius, hastalık ve yaralar üzerinde iyileştirici etkisinin olduğundan detaylıca bahsetmektedir.

ADÜ BİDB Web Tasarım Grubu - 2026