Myrina ve Gryneion

GRYNEION ANTİK KENTİ


On iki Aiol kentinden biri olan Gryneion ( Herod. I, 149 ), Batı Anadolu’da, AliaÄŸa ile Çandarlı arasındaki Yeni Åžakran Köyü’nün 1 km. güneyinde, Çandarlı Körfezi’nin güneydoÄŸusunda bulunan TemaÅŸalık Burnu olarak anılan yarımadanın üzerinde ve bu yarımadanın karaya birleÅŸtiÄŸi yerde kurulmuÅŸtur. Gryneion daha önce küçük bir ada üzerindeyken daha sonraları yapay kıstaklarla anakaraya birleÅŸerek yarımada halini almıştır.
Kentin kuruluÅŸuna ait bilgimiz yoktur. Ancak diÄŸer Aiolis Bölgesi kentleri gibi, MÖ 1100 yıllarında Yunanistan’dan Batı Anadolu kıyılarına gelen Aiol halkları tarafından kurulmuÅŸ olmalıdır. Kentin adı, antik kaynaklarda ilk kez MÖ 5. yüzyılda Myrina ile birlikte anılmaktadır. Zira MÖ 453 yılından 428 yılına kadar Attika Delos Deniz BirliÄŸine vergi ödeyen kentler listesinde adı geçmektedir.
Atina’nın Peloponnesos Savaşı’nda Sparta’ya karşı yenilmesi ve Sparta’nın Pers Krallığını desteklemesiyle bölgenin hakimiyeti Persler’in eline geçmiÅŸtir. MÖ 475’te Pers kralı Kserkses, Myrina ve Gryneion’un da içinde bulunduÄŸu dört kenti Gongylos’a hediye etmiÅŸtir. Xenephon, Gryneion’un Eretrialı Gongylos yönetiminde geçici olarak bulunduÄŸunu, Daskyleion satrabı II. Pharnabazos’un gelir olarak kentten 50 talent vergi aldığını bildirmektedir ( Ksenephon, Hellenika III ). Ancak kentin ödediÄŸi bu vergi, Gryneion gibi küçük bir kent için fazla bir miktardır. Atina ordularını bozguna uÄŸrattıktan sonra güçlenen Sparta ve müttefiki Pers ordularının arasında yaÅŸanan savaÅŸlar sırasında, Gryneion’un MÖ 386 yılına kadar Myrina ve Kyme ile birlikte Sparta ordularının tarafında yer aldıkları bilinmektedir.
Büyük İskender’in MÖ 334 yılındaki Granikos zaferinden sonra Anadolu’daki ilerleyiÅŸinde birçok Aiol kentinin direnmeden teslim oldukları anlaşılmaktadır. Bu direnmeksizin teslimiyette Büyük İskender’in komutanı Parmenion’un MÖ 335 yılında Gryneion’u yakıp yıkmasının büyük etkisi olmalıdır. Diodoros da, general Parmeion tarafından kentin ele geçirildiÄŸini ve halkının köle olarak satıldığını bildirmektedir ( Diodoros, XVII,7,9 ). MÖ 110 - 24 yılları arasında kent Pers egemenliÄŸi altında bulunmuÅŸtur.
Strabon’un Geographika isimli eserinde ( Strab. 13. 3. 5 ), Gryneion, Myrina ve Elaia’ya kırkar stadia uzaklıkta ve Myrina’ya baÄŸlı küçük bir kent olarak tanıtılmaktadır ( Herod. I, 149 ). Antik yazarlardan YaÅŸlı Plinius ise, Gryneion’un bir ada üzerinde bulunduÄŸunu, daha sonra denizin doldurularak bu adanın anakarayla birleÅŸtiÄŸini ( Plin. Nat. Hist. V, 30, 32 ), Myrina ve Gryneion kentlerinde bol miktarda Pinna Nobilis bulunduÄŸunu anlatmaktadır.

Kentin önemi, on iki Aiol ÅŸehrinin din birliÄŸini saÄŸlayan ve Gryneion’da olduÄŸu düÅŸünülen Apollon Gryneios kült merkezinden gelmektedir ( Philostratos IV, 14 ). Apollon’a adanmış olan bu kutsal alanla birlikte taÅŸtan yapılmış muhteÅŸem bir tapınaktan söz edilmektedir ( Strab. C, 622 ). Antik kaynaklarda, Apollon’a adanmış olan kutsal alan ve tapınağın en az Didyma ve Klaros’ta bulunan Apollon kült merkezleri kadar övgü aldığı görülmektedir ( Vergilius, Ecoloage VI, 72 ). Aelius Aristides’in anlattığına göre tapınağın Roma İmparatorluk Dönemi’nde hala kehanet merkezi olarak önemini koruduÄŸu anlaşılmaktadır.
Bu tapınaÄŸa ait bir de kutsal koru bulunmaktadır. ÇeÅŸit çeÅŸit süs bitkileri ve ormanlık alandan oluÅŸan bu kutsal korulukta yapılan çeÅŸitli ritüelleri Vergilius’un Servius Auctus yorumlarından öÄŸrenmekteyiz. D’Anna da, Virgilius’un, Servius’un yorumlarına dayanan 4 nolu pastoral ÅŸiirinin Apollon Gryneion kutsal korusundan etkilenmiÅŸ olabileceÄŸini aktarmaktadır Pausanias Apollon tapınaklarında bulunan keten zırhlarla ilgili bilgi verirken, bu tip zırhların Apollon Gryneios Tapınağında da olduklarını ve bu tapınağın kutsal korusunun çeÅŸitli meyve aÄŸaçları ve muhteÅŸem kokulu bitkileriyle göz zevkine de hitap eder güzellikte bir koru olduÄŸunu anlatmaktadır.
Ayrıca Vergilius’un Aeneas Destanında, Troia’nın düÅŸmesinin ardından, Aeneas’a İtalya’ya gitmesi yönünde kehanetti Apollon Gryneios’un yaptığından bahsedilir ( Vergilius Aeneas, IV, 345  ). Antik kaynaklar dışında Apollon kehanet merkezi ile ilgili Myrina’da, Magnesia ad Sipylos’ta ve Çandarlı’da ele geçen yazıtlarda; Apollon’un Gryneios, Gryneus sıfatlarıyla tanımlandığı görülmektedir. Özellikle Çandarlı’da bulunan ve MÖ  2. yüzyıla tarihlenen kehanet metninde belirtildiÄŸine göre; Kaunoslular, Apollon Gryneios’a ürünlerinin bereketini arttırmak için hangi tanrılara sunu yapmaları gerektiÄŸi konusunda akıl danışmışlardır.
Alınan cevap, çok net olmasa da, sunulardaki ÅŸeref payının Zeus’a ve Apollon’a ait olması gerektiÄŸi yönünde olmuÅŸtur. Yazıtta aynı zamanda Apollon kehanet merkezine baÄŸlı olan Apollon korusundan da bahsedilmektedir.
      
Antik yazarların birçok konuda bilgi verdiÄŸi kentin araÅŸtırması özellikle batılı gezgin tüccarların ilgisini çekmiÅŸtir. Antik kaynakların kendi dillerine çevrilmesi sonucunda antik uygarlıklar konusunda bilgi sahibi olan gezginlerin ilgisi Anadolu’nun üzerine çevrilmiÅŸ, bunun sonucunda da bölge yeni keÅŸifler için gezginlerin uÄŸrak noktası konumuna gelmiÅŸtir. Batı Anadolu’ya yapılan bu seyahatler birçok kentin konumunun belirlenmesini saÄŸlamıştır. Gryneion’la ilgili ilk araÅŸtırmalar klasik arkeolojinin öncüsü kabul edilen Ciriaco d’Ancona isimli İtalyan bir tüccarın yaptığı seyahatlerle gerçekleÅŸmiÅŸtir. Strabon’un bahsettiÄŸi tapınağı bulmak için, 1412-1454 yılları arasında baÅŸta Konstantinapolis olmak üzere, Kuzey Ege’ye ve Propontis’e (Marmara Denizi) seyahatler yaptığı bilinen d’Ancona’nın, o tarihlerde henüz Myrina’nın ve Elaia’nın konumunun bilinmemesinin de etkisiyle, daha uzakta bulunan Aigai’daki Apollon Khresterios Tapınağı’na ulaÅŸtığı düÅŸünülmektedir. Ciriaco ile çaÄŸdaÅŸ olan Dukas’ın da Fatih Sultan Mehmet’e, Aolis bölgesinin önemli kentlerinden Elaia ve Kyme’den bahsettiÄŸi bilinmektedir.
1833 ve 1837 yılları arasında kültürel, topografik ve jeolojik çalışmalar yapması için Fransız hükümeti tarafından Anadolu’ya gönderilen Charles Texier, Aiolis bölgesine seyahat etmiÅŸtir. 1835 yılında yaptığı seyahatin notlarında, Bergama-İzmir yolu üzerinde mermer blokların bulunduÄŸu bir bölgede, civarda oturan Yunanlıların Menemen’e yapılacak olan bir kilise için mermer blokları ayırdığını ve bu bölgenin Strabon’un bahsettiÄŸi Apollon Gryneios’a ait tapınak olabileceÄŸi belirtilmiÅŸtir. Bir zamanlar Apollon tapınağının bulunduÄŸu bu bölgenin aÄŸaçlık ve çalılarla kaplı olduÄŸunu ve burada tahminen Bizans dönemine ait olabilecek sur kalıntılarına rastladığını belirtmiÅŸtir.
Texier’nin ziyaretinden yaklaşık 50 yıl sonra, W. M. Ramsay da Güney Aolis’e bir seyahat gerçekleÅŸtirir. 1881 yılında yayınladığı kitabında bölgeye yaptığı seyahati anlatırken Strabon’un verdiÄŸi bilgilerin kilometre taÅŸları üzerinden hesaplarını doÄŸrulamaya çalışmış, Myrina ve Elaia’nın ortasında bulunan Gryneion’un konumunu netleÅŸtirmiÅŸtir.
Konumu ve topoÄŸrafyası bu tespitlerle netleÅŸmeye baÅŸlayan Gryneion’da ilk kazı 1883 yılında Aristides Baltazzi ve Osman Hamdi Bey tarafından kentin nekropolünde gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir. Küçük piÅŸmiÅŸ toprak vazolar ile bazı bronz parçaların ele geçtiÄŸi bu kazılarda, bulunan mezarların bazılarının yerel kireç taşından, bazılarının da tüf taşından yapıldığı tespit edilmiÅŸtir. Kazıya katılan S. Reinach ve E. Pottier, Apollon Tapınağı’nın tamamen yok olduÄŸunu, ancak sahil kısmında Bizans Dönemi’ne ait bir yapının duvar kalıntılarına rastladıklarını belirtmiÅŸlerdir. Aristides Baltazzi’nin konuÄŸu olarak bölgeye ziyarette bulunan R. Popplewell Pullan da Gryneion’un lokalizasyonunu TemaÅŸalık Burnu olarak teyit etmiÅŸtir. Pullan, Strabon’un bahsettiÄŸi beyaz mermerden yapılan tapınakla ilgili olarak, Çandarlı Körfezi’nin güneydoÄŸusunda yer alan ve TemaÅŸalık Burnu olarak bilinen alanda muhtemelen Bizans Dönemi’nden kalma bir kaleye ait izlerin bulunduÄŸunu, burada iki lento taşının var olduÄŸunu, bununla birlikte beyaz mermer izine rastlanmadığını belirtmiÅŸtir. Kazılara katılan K. Schuchhardt da, notlarında Gryneion’da 70 metrekarelik kare bir kutsal alan ve Roma dönemine ait temellerle, bazı arÅŸitrav ve sütun parçaları gördüÄŸünden bahsetmiÅŸtir.
19. yüzyıl sonundaki bu araÅŸtırmaların ardından Gryneion’un uzun bir süre göz ardı edildiÄŸi anlaşılmaktadır. Uzun bir aradan sonra, ancak 1957 yılında İzmir-Çanakkale yol yapım çalışmaları sırasında Gryneion tekrar ilgi odağı haline gelmiÅŸtir. Bu çalışmalar sırasında TemaÅŸalık Burnu civarında, daha önce Aristides Balttazi tarafından kazısı yapılan nekropolde yeni mezarlar ortaya çıkarılmıştır. Yol yapım çalışmalarının başında bulunan Robert Macintyre, yerel kireç taşından yapılmış mezarlara ve etrafa saçılmış seramik parçalarına rastladığında çalışmaları durdurarak Bergama Müzesi’ne haber vermiÅŸtir. Çalışmalar esnasında aynı zamanda Geç Roma dönemine tarihlenen, üzerinde kuÄŸu figürleri ve stilize bitki motifleri bulunan mozaik bir taban da ortaya çıkmıştır. Mozaik, beyaz, turuncu, kiremit kırmızısı, yeÅŸilimsi gri renktedir. Kare ÅŸekilli ve renklendirilmiÅŸ bu mozaik taÅŸları beyaz bir harçla birleÅŸtirilerek topraÄŸa gömülmüÅŸtür. Mozaikli tabanın ait olduÄŸu yapı ancak bir kazı çalışması ile gün yüzüne çıkarılabileceÄŸinden ve böyle bir kazı çalışmasını gerçekleÅŸtirmek de o an için mümkün olmadığından, mozaiÄŸin üzeri, sonraki bir araÅŸtırmaya kadar kapatılmıştır. Yol çalışmasının devam ettiÄŸi alanın kuzeyi kısmında, yol seviyesinden daha düÅŸük bir kodda yer alan lahitler incelendiÄŸinde içlerinin boÅŸaltılmış olduÄŸu anlaşılmıştır.  Lahitlerin çevresinde Yaban Keçisi stilindeki kaplara ait seramik parçalarıyla, MÖ 5. yüzyıla ait Siyah Figür TekniÄŸiyle yapılmış seramik parçalarına rastlanmıştır. Bu alanda yapılan çalışmalarda sadece iki adet mezar açılmış ve ele geçen Siyah Figür TekniÄŸindeki tam korunmuÅŸ bir kylix İzmir Müzesi’ne götürülmüÅŸtür. Ele geçen seramik buluntular Aiolis Bölgesi seramiklerine ışık tutacak nitelikte olup, kendine özgün yerel özellikler göstermektedir. ÇaÄŸdaşı olan Kuzey Ionia ve Karia bölgelerindeki seramik atölyelerinden etkilenmiÅŸ, yerli ve güçlü bir seramik atölyesine sahip olduÄŸu düÅŸünülmektedir. Gryneion’da 1972 - 1973 ve 1975 yılları arasında Bergama Müzesi tarafından kurtarma kazısı yürütülmüÅŸtür. Bu kazılar hakkında yeterli bilgi bulunmamakla birlikte, 1957 yılında bulunan uçan kuÄŸu figürlü mozaik taban tekrar açığa çıkartılmış ve mozaiÄŸin devamının modern yerleÅŸimin altında kaldığı tespit edilmiÅŸtir
1982 yılında, Kyme kazılarını da yürüten Sebastiana Lagona tarafından yönlendirilen Catania Üniversitesi Arkeoloji bölümünden bir ekip, Gryneion’da topografik çalışmalar gerçekleÅŸtirmiÅŸlerdir. Ekibin bu çalışmadaki amacı, TemaÅŸalık Burnu’nun kuzeybatı tarafında yer alan ve kentin limanına ait olabileceÄŸini düÅŸündükleri iskelenin izlerini araÅŸtırmaktır. AraÅŸtırmaların sonucunda liman yapılarına ait iki uzun dalgakıran ve düzgün taÅŸ bloklardan yapılmış kare ÅŸeklinde küçük bir kule ortaya çıkartılmıştır.
1992 yılında İzmir Müzesi tarafından Gryneion’da baÅŸlatılan yüzey araÅŸtırmaları, 1958-1959 yıllarında tahrip edilen mezarlar ve daha sonra köylüler tarafından bulunan mezarların bulunduÄŸu ÅŸimdiki Hacıömerli köyü yerleÅŸim alanını da içene alan nekropol ve yarımadada yürütülmüÅŸtür. Yüzey araÅŸtırmalarından sonra yarımada ve nekropol olmak üzere iki alanda kurtarma kazısı gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir. Nekropolde, 11 kazı sondajı açılmış, bu sondajlarda mono blok ÅŸeklinde lahitler ortaya çıkmıştır. Nekropolde bulunan bu mezarlar, kireçtaşı lahit mezarlar, plaka kireçtaşı bloklarla oluÅŸturulan sanduka mezarlar, kremasyon kapları, amphora tipi mezarlar, urne mezarlar, inhumasyon mezarlar gibi belli gruplar halinde sınıflandırılabilmiÅŸtir. Mezarlarda tespit edildiÄŸine göre bir yön birliÄŸi bulunmamaktadır.
2015 yılında Adnan Menderes Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü öÄŸretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Çekilmez’in baÅŸkanlığında oluÅŸturulan ekibin Myrina ve Gryneion’da baÅŸlattıkları yüzey araÅŸtırmalarında, bazı mimari parçaların devÅŸirme olarak çevredeki yerleÅŸim yerlerinde kullanıldıkları tespit edilmiÅŸtir. Hangi yapıdan alındıkları henüz bilinmeyen bu parçaların detaylı envanterleri çıkartılmıştır. Antik kentin teraslandırılmış arazi yüzeyinde yapılan araÅŸtırmalarda yaklaşık 200 x 200 metre boyutlarındaki güneybatı teras üzerinde MÖ 5. yüzyıldan MS 4. - 5. yüzyıla kadar farklı dönemlere tarihlenen seramik parçaları bulunmuÅŸtur.
Bu araÅŸtırmalar kapsamında antik kentin limanı, sur duvarları ve antik kaynaklarda bahsedilen Apollon Gryneios Tapınağı’nın mimari elemanları saptanmaya çalışılmıştır. AraÅŸtırmalar sırasında denizin içinde de sütun tamburlarının var olduÄŸu gözlemlenmiÅŸtir. Karadan denize doÄŸru uzanan, kuzey-güney doÄŸrultusunda, 11, 70 m. uzunluÄŸunda, 70 cm geniÅŸliÄŸinde bir sur duvarı parçası tespit edilmiÅŸtir. Antik kentin kuzeybatı ucunda da, yine bir baÅŸka sur duvarıyla iliÅŸkili bir kule bulunmaktadır. 9 m. x 5, 50 m. uzunluÄŸunda duvar taÅŸ sırası korunan bu kulenin bir bölümü denizin içinde kalmıştır.


2015 yılı yüzey araÅŸtırmasında Gryneion’da 11 sütun parçası, 2 adet lahit, 1 lahit teknesi parçası ve 2 lahit kapağı parçası bulunmuÅŸtur.
2016 yılında yapılan yüzey araÅŸtırması ise kentin Dana Burnu olarak adlandırılan bölgesinde gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir.

Bu kısımda, deniz hattı boyunca moloz taÅŸlar ve harç kullanılarak örülmüÅŸ, 1. 10 m. geniÅŸliÄŸinde ve yerden yüksekliÄŸi 1. 70 m. olan bir sur sistemine rastlanmıştır. Bu sur sistemine baÄŸlı, çapı 5. 76 m. olan bir kule ve deniz hattı boyunca ilerleyen, yönü kuzeye bakan, Roma İmparatorluk Dönemi’ne tarihli konut kalıntıları tespit edilmiÅŸtir.
Burada Gryneion ile ilgili antik kaynaklardan edindiÄŸimiz bilgilere ek olarak kentte yapılan kısa süreli kazı ve araÅŸtırmalara ait kısıtlı bilgilere deÄŸinilmiÅŸtir. Gelecek yıllarda yapılması planlanan kazı ve araÅŸtırma çalışmaları, yerleÅŸim konusundaki bilgilerimizin artmasını saÄŸlayacaktır. 

ADÜ BİDB Web Tasarım Grubu - 2026