İlk defa Herodotos, Kyme, Larisa, Neonteikhos, Temnos, Killa, Notion, Aigiroessa, Pitane, Aigai, Smyrna ve Gryneion ile birlikte on iki Aiol kenti arasında saydığı Myrina’nın bulunduğu bölgenin yerleşim açısından Ionia’ya göre daha elverişli ancak iklim bakımından elverişsiz olduğunu belirtir.
Ksenophon, Hellenika adlı eserinde, Gorgion ve Gongylos adlı iki kardeşin Thibron’a bağlılık yemini ettiklerini, Gorgion’un Gambrion-Palaegambrion’un, Eretrialı Gongylos’un ise (İ.Ö. 399 yıllarında) Myrina ve Gryneion’un hükümdarı olduğunu belirtir. Ayrıca Gongylos, daha önce Pers yönetimini benimsediği için bu kentlerin hediye olarak verildiğini eklemektedir.
Yaşlı Plinius, Aiolis kentlerini sıraladığı 5. kitabının 32. bölümünde, Kyme kentinden sonra gelen Myrina’nın daha önceki isminin Sebastopolis olduğunu, kentin 40 stadium uzağında Gryneion yerleşiminin olduğunu belirtmektedir.
Baltazzi, Myrina ve Gryneion’un Pergamon topraklarının sınırları içinde kaldığını düşünmektedir. Reinach, İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki bir Apollon heykelini değerlendirdiği 1896 yılındaki yayınında Gryneion Apollon Tapınağı’ndan bahsetmektedir.
Bean, Attika - Delos Birliği’ndeki kentin bir talent ödediğini, İ.S. 17 yılında bir deprem sonucunda Tiberius’un kente yardım yaptığını ve kentin adının Sebastepolis olarak değiştiğini ancak sonra tekrar Myrina olarak anıldığına değinmektedir. Araştırmacı, kentin hemen kuzeyinde bulunan Gryneion’un zamanla bağımsızlığını yitirip Myrina’ya bağlandığını, kentin Gryneion’da bulunan Apollon kutsal alanı nedeniyle önemli olduğunu belirtmektedir. İ.S. 106 yılında geçirdiği deprem sonrası Hristiyanlığın yükselişiyle birlikte kentin kutsal yerlerinin önemini kaybettiğini aktarmaktadır.
1979 yılı Kyme kurtarma kazısı kapsamında, Myrina ve Gryneion antik kentlerine değinilmektedir. Lagona, 1982 yılındaki Anadolu’nun Batı kıyısının topografisi ve Kyme kazı kampanyası başlıklı çalışma kapsamında Larissa, Myrina ve Gryneion antik kentlerinde topografik araştırmalar yürütmüştür. Özellikle Bean’in yayınlarından yola çıkılarak kentin daha önce tanımlanmayan bölümlerinde araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Liman ve bu yapıyla bağlantılı uzun bir dalgakıran ve yuvarlak bir kule tespit edilmiştir. Yüzey araştırmalarında seramik parçaları, bronz bir yüzük ve fırınlanmış seramik parçalarına rastlanmıştır.
Malay, 1983 yılında yayınlanan Kyme’de bulunan üç yeni dekret adlı yayınında yazıtlardan yola çıkarak Kyme’de bir Homonia tapınağı olduğunu belirtir. Araştırmacı bu görüşten yola çıkarak tapınağın vatandaşlar, Roma ya da komşu bir kent ile Kyme arasındaki dostluğu pekiştirmek için kurulmuş olabileceğini belirtir. Bunun dışında Kyme ve Myrina arasında ortak bir Homonia parasının olduğunu bu nedenle Homonia Tapınağı’nın Kyme ve Myrina arasındaki dostluk ve kardeşlik duygularını pekiştirmek için yapılmış olabileceğini belirtir. Aynı yayındaki üçüncü yazıtta bahsedilen Arkhippe'nin şehre bağışladığı tarlaların Akhaia Bölgesi’nde (Khoros Akhaios) olduklarından hareketle Myrina ve Gryneion arasındaki Akhaion Limen’dan söz edildiği belirtilmektedir.
2001 yılında ise Erkanal ve İren tarafından Myrina’nın çevresindeki Hatundere Köyü çevresi, Musabey Köyü, Menemen ve Sakaltepe'de yüzey araştırmaları gerçekleştirilmiştir. 2001 - 2003 yılları arasında aynı araştırmacılar tarafından kuzey İzmir – Menemen araştırmaları kapsamında diğer merkezlerle birlikte Myrina ve Gryneion’u da kapsayan Güney Aiolis bölgesi yüzey araştırmalarına devam edilmiştir.
Tuna Nörling, Batı Anadolu’da Attika siyah figür seramiğinin yayılımı adlı çalışmasında, Aiolis Bölgesi örnekleri arasında Myrina ve Gryneion buluntularından bahsetmektedir. Araştırmacı, Aiolis ve Lesbos'ta İ.Ö. 600-450 tarihleri arasına tarihlenen seramiklerin birçoğunun İ.Ö. 575 – 525 arasından olduğunu ve yüzyılın sonuna doğru eserlerin miktarında azalma olduğunu belirtir.
Foça tarafından 2011 yılında tamamlanan Aliağa ilçesi sınırlarındaki Kendirci mevkii, İDÇ liman kurtarma kazısında ortaya çıkarılan bir grup mezar incelenmiştir. Araştırmacı, İ.Ö. 8. yüzyılın başlarında Anadolu kıyıları ile Aliağa Körfezi çevresinde Aiolis Bölgesi’ne ait on iki kent devletinin konfederasyon oluşturacak şekilde birleştiğini ve bu birliğin dini birleşim ya da ortak kutsal alanının Gryneion’daki Apollon kutsal alanı olduğunu belirtir.
2011 yılında Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nurettin Öztürk tarafından Myrina ve Gryneion antik kentlerinde yüzey araştırmalarına başlanmıştır.
Temaşalık Burnu üzerinde, bir tapınağa ait kalıntılar, sur duvarları, nekropol alanı, teraslar ve atölyeler gibi antik çağa ait çeşitli kalıntılar yer almaktadır. Yarımadanın kuzey batısında yer alan yaklaşık 100 x 100 m. boyutlarındaki dörtgen formlu alanda sütun tamburlarıyla birlikte çeşitli formda duvar kalıntılarına rastlanmış ve bu alanın bir tapınağa ait olabileceği düşünülmüştür. Bunun üzerine alanda yapılan çalışmalarda buranın antik yazarlarda bahsedilen Apollon kutsal alanı olabileceği üzerinde durulmuştur.
Gryneion’daki Apollon Tapınağı hakkındaki ilk bilgileri antik çağ yazarları vermektedir. Strabon, Akhaların Limanı’ndan sonra Grynion kasabasında Apollon’a ait bir kutsal alan, eski bir kehanet mekânı ve beyaz taştan çok değerli bir tapınak bulunduğunu, Akhaların Limanı’ndan kırk stadion uzaklıkta olduğunu belirtir. M.S. 2. yüzyılda yaşamış olan seyyah ve coğrafyacı Pausanias, Gryneion’da keten yetiştirildiğinden ve buradaki meyve vermese de kokulu ağaçlardan oluşturulmuş çok güzel bir korudan ve bu korunun Apollon’un en güzel korusu olduğundan bahseder. Yaşlı Plinius, daha önceleri ada şeklinde olan Gryneion’un daha sonra kara ile birleştiğini ve sadece limanlarının kaldığını bildirmektedir. Aynı antik yazar, Myrina ve Gryneion kıyılarında yer alan istiridyelerden ve onların faydalarından bahsetmektedir. İ.S. 6. yüzyılda yaşamış olan Stephanus Byzantinus, Gryneion’un Myrina’nın kasabası olduğunu, orada hem Apollon’a ait bir kutsal alan hem de eski bir kehanet mekânı, hem de beyaz taştan çok değerli bir tapınak olduğunu ve içerisinde ibadet edildiğini belirtir.
Antik çağ yazarları dışında Myrina basımlı sikkeler üzerinde de en çok karşımıza çıkan tanrı Apollon’dur. İ.Ö. 160-140 arasına tarihlenen Myrina basımlı bronz sikkelerin ön yüzünde genellikle sağa dönük çelenkli Apollon başı, arka yüzde ise ayakta ve sağa dönük Apollon Grynios, sol elinde defne dalı, sağ elinde phiale taşımaktadır.
Hellenistik Dönem örnekleri dışında Roma İmparatorluk Dönemi’nde de Apollon sikkeler üzerinde en çok karşımıza çıkan tanrıdır. Marcus Aurelius Dönemi’ne tarihlenen Myrina basımı bir sikkenin ön yüzünde sağa, sakallı imparator başı verilirken arka yüzde ayakta, himation giyimli, sağ elinde patera, sol elinde ise defne dalı tutan Gryneion Apollon’u betimlenmiştir.
İ.S. 193-211 yılları arasında Septimus Severus ve Julia Domna dönemlerine tarihlenen Myrina basımlı bronz bir sikkenin arka yüzünde bir tapınağın ön cephesi betimlenmiştir. Buradaki betimlemede, alınlıklı ve cephesinde altı adet sütunu bulunan (hexastyle) tapınağın ortasında ayakta ve himation giyimli olan Gryneion Apollonu, sağ elinde patera, sol elinde ise defne dalı ile birlikte betimlenmiştir.
1992 yılında, Gryneion’da, İzmir Arkeoloji Müzesi Müdürü T. Özkan tarafından kurtarma kazısı gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, litaratüre değindikten sonra yarım ada üzerinde Apollon Tapınağı’nın olması gereken yerde Çıfıt Kalesi olarak adlandırılan geç dönem yapısının kalıntılarının bulunduğunu belirtir.
Gryneion Apollon Tapınağı ve korusu hakkındaki en önemli ve kapsamlı çalışma, E. Doğer ve H. Ortaç tarafından ele alınan, “Osmanlı Dönemi’nde Güzelhisar-ı Menemen Kazası Tahrirlerinden (15.-17. Yüzyıllar) Hareketle Apollon Gryneion Kutsal Korusu’nun Sınırları Üzerine Yeni Veriler” adlı makaledir. Myrina ve Gryneion Arkeolojik Yüzey Araştırmaları 2. cildi kapsamında 2018 yılında yayınlanması planlanan çalışmada antik kaynaklar tarafından aktarılan veriler ve diğer bilgiler detaylı olarak sunulmuştur.