Myrina ve Gryneion

2017 YILI YÜZEY ARAŞTIRMASI RAPORU

2017 yılı Myrina ve Gryneion arkeolojik yüzey araştırmaları (MYGAR) 3. sezonu, Doç. Dr. Murat Çekilmez başkanlığındaki bilim ekibi tarafından 14 – 25 Ağustos 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 23 Haziran 2017 tarih ve 161.01/129620 sayılı izni ve YA013505(2017) proje numarasıyla araştırmalar yürütülmüştür. Çalışmalara Bakanlık temsilcisi olarak İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanı Gülnur Çekmeceli katılmıştır. 2017 yılı çalışmaları, Myrina ve Gryneion antik kentleri ile birlikte yerleşimlerin territoriumlarında gerçekleştirilmiştir.

1. Myrina ve Gryneion’daki arkeolojik araştırmalar,
2. Mezar Tepe ve Çaltılıdere Höyüğü Araştırmaları,
3. 2017 Yılı Myrina ve Gryneion Arkeolojik Yüzey Araştırması Seramik Buluntuları,
4. 2017 Yılı Gryneion Arkeolojik Yüzey Araştırmalarında Bulunan Ağırlık ve Ağırşaklar,
5. Gryneion Antik Kentinde Kültürel Mirasın Korunması Kapsamında Tapınak Temellerinin Araştırılmasında Arkeojeofizik Çalışmalar,
6. Güzelhisar Çayı Kıyı Ovasında Alüvyal Jeomorfoloji Araştırmaları ve Myrina Jeoarkeolojisi,
7. Gryneion Antik Kenti Bitkileri Üzerine: 2017 Çalışmaları,
8. Gryneion Antik Kenti (Aliağa –İzmir) Tapınak Alanındaki Taşların Mineralojik ve Petrografik Özellikleri,
9. Yayın ve Değerlendirme Çalışmaları olmak üzere gerçekleştirilmiştir.

1. Myrina ve Gryneion’daki Arkeolojik Araştırmaları

Murat ÇEKİLMEZ
Aydın ERÖN
Emrah ÖZDEMİR
Umut KAPUCİ
Kemal ERSAVAŞ
Hacer TOPUZ

2017 yılı Arkeolojik Yüzey Araştırmalarında, Myrina ve Gryneion antik kentleri (Resim 1-2), Mezar Tepe, Çaltılıdere Höyüğü, Burunucu Mevkii, Karşıyaka ve Pınarcık Mahallesi, Ebru Sitesi, Köstem Koy, Gryneion Tapınak Alanı, Temaşalık Burnu ve Hacıömerli Mahallesi incelenmiştir.

Myrina antik kentinin kuzeyinde, Çandarlı Körfezi’ne ulaşan Burunucu Mevkii, Hacıahmet Ağa Koyu ile Uzun Burun arasında yer alır (Resim 3). Yapılan yüzey araştırmaları sırasında seramik parçaları, çatı kiremiti parçaları ve pişmiş toprak plakalara rastlanmıştır. Ele geçen Bizans Dönemi seramiklerinin tümü fragmandır. Çoğunluğunun kaide ve ağız kenarları profil vermeyecek kadar tahrip olmuştur. Ancak nicelik olarak göreceli bir kronoloji ve tipoloji sunmaları ve Aiolis’teki çevre sitlerle bağlantılar açısından önemlidir. Buluntu yoğunluğu sırlı seramiklerdir. Az sayıdaki beyaz hamurlu üretimlere karşılık, çoğunluk kırmızı hamurludur. Kırmızı hamurlu seramikler içerisinde Orta Bizans Mal grubu, kalın ve ince kazımalı kaplar, geniş oyma kaplar, yeşil ve kahverengi boyalı kaplar, Geç Bizans Dönemi sırlı mal grupları, Zeuksippus Ailesi I mal grubu, Zeuksippus Ailesi II mal grubu, Zeuksippus Ailesi astar boyalı kaplar yer almaktadır. Göreceli olarak 12. - 14. yüzyıl aralığında beliren seramik buluntular, eş zamanlı olarak Karşıyaka Evleri Mevkii’nden ele geçen sırsız günlük kap parçaları, amphora, pithos parçaları, kiremit parçası, cam ipi bezemeli bileziklerle de uyumludur.

Gryneion’daki tapınak alanı ve doğusunda yer alan zeytinlikte yüzeyde yoğun olarak seramik parçalarına rastlanmıştır. Yoğunluk amphora, kulp, gövde, dip ve ağız parçalarında görülmektedir. Bunlar arasında Khios ve Mende amphoralarına ait ağız ve dip parçaları dikkat çekmektedir. Ayrıca çok sayıda pithos ve farklı formlarda depolama kapları tespit edilmiştir. Bu, alanda ticari bir sirkilasyonun var olduğunu ya da tapınakla ilişkili bir rezervin bulunduğunu göstermektedir.

Çalışma yürütülen diğer alan Gryneion’daki seramik üretim alanları, fırınlar ve atölyelerdir (Resim 5). Prof. Dr. Jean Yves Empereur ile birlikte Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Kaan Şenol ve Prof. Dr. Gonca Şenol tarafından çalışmalar yürütülmüştür.
Gryneion antik kenti sınırları içindeki Hacıömerli Mahallesi’nde devam eden araştırmalar sırasında devşirme olarak kullanılmış mimari parçalara rastlanmıştır.

2. Mezar Tepe ve Çaltılıdere Höyüğü Araştırmaları

Emre ERDAN

İzmir - Çanakkale karayolunun kenarında yer alan Mezar Tepe ve Çaltılıdere Höyüğü’nde araştırmalara devam edilmiştir. Höyük, İzmir İli, Aliağa İlçesi’nin kuzeyinde, Çaltıdere Mahallesi sınırları içerisindedir (Resim 6). Güneyinden, höyüğe ismini veren ve yaz aylarında kuruyan Çaltıdere geçmekte, yaklaşık olarak 200 metre batısında ise Çandarlı Körfezi sınırları içerisindeki Mersinli Koyu yer almaktadır. Höyük, Güzelhisar Çayı (Pythikos) Deltası ile deltayı kuzeyden sınırlandıran yaklaşık 100 metrelik tepe arasında kalır. Korunan yüksekliği yaklaşık olarak 2-3 metre olan höyük, İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 09.02.2005 tarihli ve 444 sayılı karar ile tescil edilmiştir. Çaltıdere Höyüğü günümüzde tarım arazisi ve depo olarak kullanılmaktadır. Höyük üzerinde tahribat yoğun miktardadır. Ne zaman gerçekleştiğini bilinmeyen tahribat, en çok höyüğün tepe noktasında gözlemlenmekte, burada yer yer 1 metreye kadar kültür toprağının kazıldığı ve konut inşa faaliyetleri için yer açıldığı görülmektedir. 2017 yılında yapılan çalışmalarda Erken Kalkolitik, yoğun miktarda Son Kalkolitik ve Erken Tunç Çağı II – III dönemi seramik parçaları tespit edilmiştir. Höyük üzerinde az da olsa Bizans Dönemi’ne ait seramik parçalarına rastlanmıştır.

3. 2017 Yılı Myrina ve Gryneion Arkeolojik Yüzey Araştırması Seramik Buluntuları

Emel DEREBOYLU POULAIN
Pınar TAŞPINAR
Merve ARİNÇ

Myrina ve Gryneion yüzey araştırmalarının 2017 yılı programında araştırmalar daha çok Gryneion antik kenti ve çevresinde sürdürülmüştür. Yüzeydeki buluntu yoğunluğunu tespit etmek amacıyla incelenen araştırma alanlarını Çaltılıdere Höyüğü, Temaşalık Burnu/Tapınak Alanı, Burunucu olarak adlandırdığımız Karşıyaka mevkii ve Hacıömerli Köyü ve çevresi oluşturmaktadır. Temaşalık Burnu’nun güney batısındaki koyda yer alan yapı kalıntılarının olduğu alanda seramik buluntu gözlemlenmemiştir. Hacıömerli Köyü ve çevresinde ise tek tük yüzey seramiği tespit edilebilmiştir. Bunun dışında bahsi geçen diğer alanlardan oldukça yoğun seramik buluntular ele geçmiştir. Bu seramiklerin bir bölümü etüt için toplanmış, günlük kullanım kaplarına ait çok sayıdaki buluntu ise fotoğraflanıp, gerekli notları alındıktan sonra yerinde bırakılmışlardır 

2017 yılı yüzey araştırmaları kapsamında, 2016 yılında incelediğimiz höyük alanı, tarım faaliyetleri için kullanıldığı için tekrar gözden geçirilmiş ve yüzeye çıkan seramik buluntular gözlemlenmiştir. 2016 yılındaki seramik buluntu türü 2017 yılı araştırmalarımızda karşılaşılan seramik buluntular ile aynıdır. Höyük Neolitik, Geç Kalkolitik, Erken Tunç ve Bizans Dönemlerine ait seramik buluntuları sunmakta, söz konusu buluntular yerleşimde ara kesintilerle de olsa sürekli bir iskânın izlerini yansıtmaktadır.

Gryneion’da, tapınak alanında gerçekleştirilen jeofizik çalışmaları sırasında arazide ot temizliği gerçekleştirilmiştir. Bu temizlik sonrasında yarımadanın bu kısmında, seramik yüzey buluntuları daha iyi gözlemlenebilir duruma gelmiştir. Yüzey buluntularının takibine ait çalışmalar daha sonra tapınak alanının güney doğusuna doğru genişletilerek sürdürülmüştür. Tarım alanı olarak kullanılan bu kısımda seramik buluntuların yine yoğun bir şekilde yüzeye taşındığı gözlenmiştir. Özellikle amphora ve pithos gibi büyük depolama kaplarına ait çok sayıda ağız, kaide, gövde ve kulp parçalarının geçiyor olması, burada ticari bir hareketliliği ve tapınak alanına ait depolama alanlarının varlığını gösteriyor olmalıdır. Aynı alanda çok sayıda çatı kiremidi, mermer mimari yapı elemanları, büyük boyutlu kaplara ait kapaklar, çeşitli büyüklüklerdeki kapalı kaplara ait tıpalar ve bir adet büyük boyutlu ağırlık ya da ezgi (?) taş da yüzeyde gözlemlenen seramik eserlerdir. Bu alanlardan ele geçen seramikler geçen senelerdeki yüzey araştırmalarımızda karşılaştığımız seramik gruplarıyla benzer özelliklerde olup, tapınak alanının İ.Ö. 8. yüzyıl sonlarından İ.S. 12 - 13.yüzyıllara kadar iskân gördüğünü kanıtlayan unsurlardır. Etüt için ayırdığımız bir grup seramik, kentin seramik repertuarına ait ek bilgiler verecek niteliktedir.

Temaşalık Burnu üzerindeki yüzey araştırmaları sürdürülürken, yarımadanın güney-batı ucunda, deniz kenarında yoğunluk gösteren Geç Roma Dönemi Seramiklerine ait olası atölye ve ticari liman alanlarının tespitine yönelik eş zamanlı bir araştırma daha yürütülmüştür. Bu alanlarda gözlemlenen seramikler içinde hatalı üretimler ve cüruf parçalar da yoğun şekilde görülmektedir. Aynı araştırma ekibi Temaşalık Burnu’nun güneybatısındaki koyda yer alan yapı kalıntılarının olduğu kısımda da incelemeler yapmıştır. Yapı kalıntılarının görüldüğü bu kısımda ise herhangi bir seramik buluntu gözlenmemiştir. Yüzey araştırmaları sırasında Burunucu olarak da adlandırılan Karşıyaka mevkiinde, yüzeyde oldukça yoğun bir şekilde Bizans Dönemi sırlı seramiklerinin varlığı gözlenmiştir. Bu seramikler 12. yüzyıl ila 14. yüzyıl başına tarihlenen örneklerle temsil edilmektedir. 

Hacıömerli Köyü ve etrafında seramik buluntu gözlenmemiştir. Ancak Temaşalık Burnu ile karşı karşıya bir konumda yer alan ve köylülerin tarım alanı olarak kullandığı küçük bir arazinin yüzeyinde çok az sayıda seramik ele geçmiştir. Bu seramikler içinde metalik kahve firnisli, gövdesinde kabartma noktalarla çevrelenmiş uzun taç yapraklarının ve boyun bandında rozetlerin yer aldığı kalıp yapımı bir kâse gövde parçası ve merkezde bir hayvan figürünün arka bölümünün yer aldığı Geç Roma tabağına ait tondo parçası dikkate değer özellikte eserlerdir. Yukarıda ele alınan dönem özellikleriyle birlikte çalışmalarda ele geçen seramikler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Gelecek yıllarda yapılacak kazı çalışmaları sonucunda ele geçecek olan seramiklerle birlikte Myrina ve Gryneion’un seramik geleneği konusunda daha çok bilgi sahibi olabileceğiz.

4. 2017 Yılı Gryneion Arkeolojik Yüzey Araştırmalarında Bulunan Ağırlık ve Ağırşaklar

Fevzi ÖZCAN
Merve ARİNÇ
Pınar TAŞPINAR

Buluntular, Gryneion’daki kutsal alan ve çevresinden ele geçmiştir. Gryneion antik kenti, Myrina’nın kuzeyindeki Hacıömerli Mahallesi sınırları içerisinde Temaşalık Burnu ve çevresinde konumlanmıştır. 84 x 68 metre ölçülerindeki kare forma yakın kutsal alan ise Temaşalık Burnu olarak adlandırılan alanın kuzeybatı ucunda yer alır. 2017 yılı yüzey araştırmaları kapsamında, iki adet dokuma tezgâh ağırlığı bulunmuştur. 2015 ve 2016 yıllarında, arkeolojik yüzey araştırmaları kapsamında bulunan toplam altı adet piramidal formlu dokuma tezgâh ağırlıklarının tamamı tek asma deliğine sahip iken 2017 yılında ele geçen piramidal formlu ağırlıklardan, birinin tek diğerinin çift asma deliğine sahip olduğu tespit edilmiştir.

5. Gryneion Antik Kentinde Kültürel Mirasın Korunması Kapsamında Tapınak Temellerinin Araştırılmasında Arkeojeofizik Çalışmalar

Fethi Ahmet YÜKSEL
Kerim AVCI
Murat ÇEKİLMEZ

Gryneion antik kentinde Apollon Tapınağı’nın varlığı antik kaynaklarda geçtiği ve yüzey araştırmasında bölgede sütunların varlığının belirlenmesi tapınak yerinin belirlenmesini gerektirmiştir. İstanbul Üniversitesi, Jeofizik Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Fethi Ahmet Yüksel, Dr. Öğr. Üyesi Atilla Karataş, Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Ziya Görgülü ve Yüksek Jeofizik Mühendisi Kerim Avcı tarafından Gryneion antik kentindeki Temaşalık Burnu üzerinde jeofizik araştırmaları yapılmıştır. Ölçü konumlandırmasına bağlı olarak 8 bölgede Jeoradar (GPR) ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma alanında, tapınağın toprak altında kalan temellerini ve yapı elemanlarını görüntülemek, vaziyet planında da gösterilen 8 Bölgede, kendi içerisinde saha kotundan 5 m. derinliğe kadar Jeoradar ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen GPR verilerinden, veri işlem aşamalarından sonra, iki boyutlu (2D) ve üç boyutlu (3D) yer altı görüntüleri elde edilmiştir. Gryneion antik kenti sahasında gerçekleştirilen GPR Ölçüm çalışmalarının sonucunda elde edilen yeraltı görüntüleri incelendiğinde Anomali dağılımı kat haritalarında yüksek genlikli anomaliler gözlenmiştir. 1., 2. ve 8. bölgelerde geniş doğrusal gidişli, 3. ve 4. bölgelerde dikdörtgen formlu yaygın yüksek genlikli anomaliler, 7. bölgede belirli aralıklarla sıralı dizili, hemen hemen eşit boylu ve kalınlıklı (tapınağın sütunları olabilecek) yüksek genlikli anomaliler, lineer uzanımlı, paralel gidişli, kare, dikdörtgen şekilli geometrik formda görüntülenmiştir.


6. Güzelhisar Çayı Kıyı Ovasında Alüvyal Jeomorfoloji Araştırmaları ve Myrina Jeoarkeolojisi

Serdar VARDAR

Güzelhisar çayı kıyı ovası Batı Anadolu grabenlerinden biri içinde şekillenmiştir.  Akarsu, Yunt dağı etekleri ve çevresindeki genişçe bir alandan topladığı suyu ve sedimanları, Güzelhisar köyü kuzeyinde kalan doğu-doğrultulu tektonik çukurluğa taşımaktadır. Bu tektonik çukurluğun en doğusundaki Güzelhisar baraj gövdesi-Çıtak mahallesi hatının hemen batısında başlayan alüvyal düzlük batıda Myrina antik kenti güney kenarında denize ulaşmaktadır. Güzelhisar yada Antik adıyla Titnaios-Pythikos çayı Dumanlı dağ kuzey eteklerinden doğan ve Tisna batısından kuzeybatıya doğru akan Sirçe çayı ile Sarıkale sırtının batı kenarı önlerinde birleşmektedir. Bu mekviiden batıya doğru akan akarsu Myrina güneyine ulaştığında Güzelhisar depresyonundan çıkarak güneye yönelen bir delta meydana getirmektedir. Myrina yada diğer adıyla Sebastopolis antik kenti Güzelhisar çayı deltasının ve kıyı ovasının kuzey kenarında yer alır. Sulak kıyı-delta düzlüğü kenarında verimli bir ovanın tüm zenginliklerinden yararlanacak konumdadır. Güzelhisar çayının kıyı düzlüğünün gelişimi antik kentin doğal çevresinde önemli ortam değişmelerini meydana getirmiştir. Bu nedenlerle Güzelhisar çayının kıyı düzlüğündeki doğal çevre değişmeleri Güzelhisar depresyonun doğusundaki Tisna ve batısındaki Myrina kentleri üzerinde etkili olmuştur.

7. Gryneion Antik Kenti Bitkileri Üzerine: 2017 Çalışmaları

Mesut KIRMACI

Bilindiği üzere Türkiye Akdeniz, Karasal ve Okyanus olmak üzere 3 farklı iklim tipinin görüldüğü, bu nedenle de kıta özelliği gösteren ender ülkelerden biridir. Bu 3 iklim tipine bağlı olarak 3 bitki coğrafyası bölgesine ayrılmıştır; Akdeniz, İran-Turan ve Avrupa – Sibirya. Çalışma alanımızda Akdeniz iklimi egemendir. Bu ilkimin en belirgin özelliği uzun bir yaz kuraklığının yaşanmasıdır. Bu nedenle Akdeniz iklim bölgesinde yetişen geniş, sert ve iğne yapraklı, sürekli yeşil kalan, kuraklığa dayanıklı ağaç ve çalılar, yaygın doğal bitki örtüsünü oluşturur. Çalışılan alan floristik anlamda küçük olmasına rağmen farklı vejetasyon tiplerinin kalıntılarına ev sahipliği yapmaktadır. Anılan vejetasyon tipleri Maki, Frigana, Sulak Alan veya suyu seven taksonların oluşturduğu formasyon, Tuzlu bataklık ve Ruderal (yol kenarı) formasyonlardır. Bu formasyonların kalıntı temsilcileri burada bir yorum yapmamıza olanak verecek düzeydedir.
Gerçekleştirilen çalışma floristik bir çalışma olmayıp alanın genel bitki örtüsü anlamaya yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Her ne kadar farklı vejetasyonlar altında bitkiler ele alınmış olsa da burada verilen taksonların bazıları birkaç vejetasyon tipinde görülmektedir. 1970’lerden sonra hızlı sanayileşmenin paralelinde artan hava kirliliği üst seviyelere ulaşmıştır. Bugün yapılan çalışmalar, Aliağa ilçesini hâlihazırda İzmir’in en kirli ilçesi olarak göstermektedir (il çevre durum raporu, 2015). Bu kirliliğin bitkiler üzerine etkisi incelendiğinde, ilçede bulunan demir çelik fabrikalarının kurulu olduğu alanda meşe yaprakları ve çam ibrelerinde Pb, Cd, Zn, Cn, Mn ve Fe düzeylerinin önemli farklılıklar gösterdiği ve fabrikalardan uzaklaştıkça azaldığı tespit edilmiştir. Bu elementlerin yanında Kükürtdioksit ve Florürlerin etkisi de araştırılmış olup, bu etkilerin genel vejetasyon tahribinden öte bitkilerin doku ve organlarındaki zararlara yol açtığı belirtilmiştir.


8. Gryneion Antik Kenti (Aliağa –İzmir) Tapınak Alanındaki Taşların Mineralojik ve Petrografik Özellikleri

Barış SEMİZ

Gryneion Antik Kenti (Aliağa-İzmir), Batı Anadolu volkanik provensinin en batı ucunda ve Yuntdağı volkanik kompleksinin batı kesiminde yer almaktadır. Çalışmada, Gryneion (Aliağa) Antik Kenti ve yakın çevresinin jeolojik özelliklerinin ortaya koyulması ve kent mimarisinde kullanılan yapı taşlarının mineralojik ve petrografik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Gryneion (Aliağa) Antik Kenti çevresindeki volkanik birimler Yuntdağı volkanitleri, Foça volkanitleri ve Foça alkalen kayaçlarından oluşmaktadır. Tüm mineralojik-petrografik ve kimyasal verilerin değerlendirilmesi sonucunda sütun tamburlarında kullanılan kayaçların Yuntdağı volkanitlerine ait andezitlerle, sur duvarlarında kullanılan kayaçların ise Foça alkalen kayaçlarına ait olivinli bazaltlarla ilişkili olduğu tespit edilmiştir (Resim 13). Antik kent üzerinde yapılan incelemeler sonucunda yakın bölgeden geldiği düşünülen andezit, olivinli bazalt, riyolitik tüf ve mermer türü kayaçlarda tanımlanmıştır.

9. Yayın ve Değerlendirme Çalışmaları

2015 yılından itibaren başlayan yüzey araştırmalarında yayın ve eserlerin değerlendirilmesi konusuna ağırlık verilmektedir. Araştırmaların başlamasıyla birlikte Adnan Menderes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’ne (ADÜ-BAP) yüzey araştırması hakkında proje başvurusu gerçekleştirilmiştir. 2016 yılından geçerli olmak üzere FEF-16001 kodlu “Myrina ve Gryneion Antik Kenti Araştırmaları” adlı proje kabul edilmiştir.
2015 yılında yapılan araştırmalarda bulunan arkeolojik envanter konusunda Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde araştırma başkanının danışmanlığında bir yüksek lisans tezi tamamlanmıştır.
Dumlupınar Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü tarafından 10-13 Ekim 2016 tarihleri arasında Kütahya’da düzenlenen 5. Arkeoloji Sempozyumu’nda araştırma başkanı tarafından “Yüzey Araştırmaları Işığında Myrina Nekropolü” başlıklı bildiri sunulmuş ve bildiri özeti 2016 yılında yayınlanmıştır.

Araştırma başkanı tarafından sunulan “The archaeological survey project of Myrina and Gryneion in Aiolis Region (Turkey)” adlı bildirinin özeti, bildiri özetleri kitabında 2016 yılında yayınlanmıştır.

Araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen diğer yayın ise “Myrina ve Gryneion Arkeolojik Yüzey Araştırmaları, Belgeler ve Yeni Araştırmalar, 1. Cilt” adlı araştırmanın ilk bant çalışmasıdır. Bu çalışmadaki amacımız, şimdiye kadar elde edilen veriler ve bulguların toplu bir şekilde bilim dünyasına sunulmasıdır. 1. cilt olarak 2017 yılında Aliağa Belediyesi Kent Kitaplığı Dizisi’nin 3. eseri olarak yayınlanan çalışmada Myrina ve Gryneion’ la ilgili 20 yazara ait 27 adet makale yer almaktadır. Bu çalışmada, Myrina ve Gryneion’ da başlangıcından itibaren yapılan kazı, araştırmalar, belgeler ve son dönem (2011 - 2016 yılları) yüzey araştırmalarında bulunan veriler değerlendirilmiştir. Buna yapılan kazılar ve elde edilen buluntularla birlikte disiplinler arası araştırmalar da dâhil edilmiştir (Resim 14). Araştırma bantlarının yayınlanması çalışmalarına yeni araştırmalarda elde edilen verilerle birlikte devam edilmesi düşünülmektedir.

ADÜ BİDB Web Tasarım Grubu - 2026