Myrina ve Gryneion

2016 YILI YÜZEY ARAŞTIRMASI RAPORU

Myrina ve Gryneion Antik Kentleri Arkeolojik Yüzey Araştırması’nın (MYGAR) 2016 yılındaki ikinci sezonu, 15-26 Ağustos 2016 tarihleri arasında İzmir ili, Aliağa ilçesi sınırları içerisinde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 26 Temmuz 2016 tarih ve 161.01/135166 sayılı izniyle gerçekleştirilmiştir. Bakanlık temsilcisi olarak Muğla Müzesi’nden Arkeolog Habibe Bükler katılmıştır.
2016 yılı arazi çalışmalarına Yrd. Doç. Dr. Murat Çekilmez, Dr. Emel Dereboylu Poulain, Dr. Emre Erdan, Doç. Dr. Mesut Kırmacı, Yrd. Doç. Dr. Murat Aydaş, Yrd. Doç. Dr. Aydın Erön, Dr. M. Evrim Demir, Arş. Gör. Nurdan Akbulut, Arş. Gör. Arzu Özver, Arş. Gör. Yavuz Selim Kaya, Arş. Gör. Nihan Aydoğmuş, Yrd. Doç. Dr. Barış Semiz ve Arkeolog Aslıhan Güçlü katılmışlardır.

Yüzey araştırması projesinde araştırma ekibinin konaklama, yiyecek-içecek ve ulaşım ihtiyaçları konusunda Aliağa Belediyesi’nden destek alınmıştır. Diğer taraftan araştırma başkanı tarafından yürütülen ve Adnan Menderes Üniversitesi, Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen FEF-16001 kodlu “Myrina ve Gryneion Antik Kenti Araştırmaları” adlı bilimsel araştırma projesinden yararlanılmıştır.

Yüzey Araştırması Alanı

Çalışma alanı kuzeybatıda Karga Burnu’ndan kuzey doğuda Yüksekköy mevkiine yatay bir hat şeklinde uzanır, doğu sınırlar düz bir hat halinde güneye doğru Kapukaya, Karakuyu, Kalabak ve Karadivlit Tepe mevkiine, güney doğu sınırı ise Karaköy mevkiine uzanmaktadır. Aliağa ilçe merkezinin kuzeyinde yer alan güney sınır düz bir hat halinde doğudan batıya doğru Karaköy, Uzunburun ve Kayalanovası’ndan devam ederek güney batıda Aliağa limanı içerisindeki Tuzla Burnu’na kadar devam eder. Çalışma alanı Myrina ve Gryneion antik kentleri ile bu kentlerin çevresindeki alanlardan oluşmaktadır.

Yüzey Araştırmasının Amaçları

1. Yüzey Araştırması Projesinin ilk adımının 2015-2020 yılları arasında gerçekleştirilmesi planlanmıştır. 2016 yılı itibariyle planlanan araştırmanın 2. sezonu başarı ile tamamlanmıştır.
2. Myrina ve Gryneion antik kentleri ile birlikte territoriumlarında yer alan arkeolojik alanların tespiti amaçlanmaktadır.
3. Antik kentler ve araştırma alanlarında kültürel mirasın belgelenmesine başlanmış ve 2016 yılı yüzey araştırmalarında belgeleme işlemlerine devam edilmiştir.
4. Myrina ve Gryneion antik kentleri ile birlikte araştırması alanında sit alanı, tarla, kanal kesiti, yol, kaçakçı çukuru, arazilerin mülkiyet durumu ve bitki örtüsü gibi veriler belirlenerek haritalara işlenmektedir.
5. 2015 yılından itibaren antik kentlerdeki kültür varlıklarıyla ilgili geleceğe yönelik planların oluşturulması ve arkeolojik alanların tanımlanması planlanmıştır.

A- Myrina Nekropolü Araştırmaları
2016 yılı araştırmalarında Dr. Murat Çekilmez başkanlığında arazi çalışmalarına devam edilmiştir. Buradaki amacımız, nekropolün kapsadığı bölgenin anlaşılması, mezar tipleriyle birlikte ölü gömme geleneklerinin belirlenmesi ve burada bulunan korunması gerekli kültür varlıklarının tespit edilerek belgelenmesidir. Bu kapsamda çalışma programına bağlı olarak Myrina’nın kuzeyindeki Andız Tepe’nin güney eteklerinden başlayan çalışmalar sırasında zeytin ve meyve ağaçları arasındaki sürülmüş arazi yüzeyinde farklı dönemlere ait yer yer amorf seramik parçalarına rastlanmıştır.

Andız Tepe’nin güney eteklerinde devam eden araştırmalar sırasında bir adet tüften yapılmış yivsiz sütun tamburuna rastlanmıştır. Kültür varlığının bulunduğu alanın koordinatları alındıktan sonra gerekli belgeleme işlemleri gerçekleştirilmiştir.

Aynı alanda devam eden araştırmalar sırasında arazide üzerinde yazıtı olan bir mezar steline rastlanmıştır (Fig. 4). Bu mezar stelinin insitu durumda olmadığı ve taşınabilir nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu mezar steli üzerindeki araştırmaları Klasik Filolog, Epigraf Yrd. Doç. Dr. Murat Aydaş yürütmektedir. Araştırmacıya göre harf karakterleri ve boyutu göz önüne alındığında eser olasılıkla Klasik Dönem’den olmalıdır. Stel üzerinde iki satır yazıt yer almaktadır. Yazıtta, Apollodoros adındaki bir kişinin Banaos adlı kişinin mezarı/hatırası için stel yaptırdığı/diktirdiği belirtilmiştir. Bunun dışında aynı alanda devşirme olarak kullanmış mimari parçalar her hangi bir bütünlüğü olmadan tespit edilmiştir.

2016 yılı yüzey araştırmalarında nekropol alanının büyük bir bölümünü kapsayan Andız Tepe’nin güney eteklerinde sekiz adet dikdörtgen formlu, sanduka şeklindeki mezar tespit edilmiştir. Kazılmış durumdaki bu mezarlarda kapaklara rastlanmamıştır. Boyutları 1. 50 – 2 m. arasında değişen mezarların ortalama 0. 50 m. derinlik ve 0. 60 m. genişlikte oldukları görülmektedir.

2016 yılında Andız Tepe’nin güney eteklerinde yürütülen çalışmalar sırasında oldukça korunaklı bir kaya kütlesinin alt tarafında, kaya kütlesinin güney tarafına, tüf ana kaya oyularak inşa edilmiş MYR16NAOM01 araştırma envanter numaralı bir mezar odasına rastlanmıştır.Kuzey güney doğrultusunda uzanan oda mezarın daha önceki yıllarda kaçak kazılarla açıldığı ve buradan çıkan toprağın mezarın içine ve etrafına atıldığı görülmüştür. Dromossuz, alçak girişli ve tek odalı olan mezarın iç kısmı kaçak kazılar nedeniyle tahrip olmuştur. Myrina nekropolündeki diğer oda mezarlarda görülen ana kayaya işlenmiş sekilerden farklı olarak oda içerisinde kırık durumda mermer kline parçalarına rastlanmıştır. Mezarın girişinden odaya iki küçük basamakla inilmektedir. Kaçak kazıcılar tarafından tahrip edilen mezar odasının taban kısmı ise çıkan toprağın odanın içerisine atılması nedeniyle belirlenememiştir. Mezar odası, 2. 88 m. uzunluğunda, 3. 07 m. genişliğinde ve 84 m. yüksekliğindedir. Güney batıdaki deniz manzarasına bakan mezarın girişi, 1. 41 x 0.97 m. boyutlarında ve 0.60 m. yüksekliğindedir.

2016 yılındaki araştırmalar sırasında İzmir - Çanakkale karayolunun kenarında, Myrina’nın doğusundaki Kalem Tepe üzerinde 8 m. kodunda, kaçak kazılarla açılmış durumda MYR16NAOM2 araştırma envanter numaralı bir mezar odasına rastlanmıştır. Diğer oda mezarlardan farklı olarak kesme blok taşlardan harçsız örülen duvarlarda bağlayıcı olarak büyük kenetler kullanılmıştır. Oda mezarın daha önceki yıllarda kaçak kazılarla açıldığı ve buradan çıkan toprağın mezar odasının içine ve etrafına atıldığı görülmüştür. Kuzeyde yer alan 3. 70 m. uzunluğunda, 3. 13 m. genişliğinde ve 2. 71 m. yüksekliğindeki odanın tavanı kesme blok taşlardan, kenet kullanılarak tonoz şeklinde örülmüştür. Güneyde yer alan mezarın girişi ya da dromosu ise kaçak kazılar ve tahribat nedeniyle belirlenememiştir. Mezar odasının yüzeyden aşağıda toprak içerisine açılmış bir çukurda yer aldığı tespit edilmiştir. Özellikle mezar odasının üst kısmının en az 2 – 3 metrelik kısmının kazıldığı bu nedenle tepenin bütünü düşünüldüğünde 10-12 m. yüksekliğe sahip bir tümülüs olabileceği anlaşılmaktadır.

MYR16NAOM2 Araştırma Envanter Numaralı Mezar Odası.
Nekropol alanı, işlenmeye elverişli volkanik bir kayaç olan tüf ana kayadan oluşmaktadır. Topografik yapı ve ana kayanın yüzeye yakın olduğu alanlar, mezarların düzenlenmesi için tercih edilmiştir. Mezarlar, tüf ana kayanın işlenebildiği alanlarda ve genellikle deniz manzaralı alanlarda toplanmıştır. Mezarlar 5 m. kotundan 85 m. kotuna kadar farklı yüksekliklere ait topografya üzerinde konumlanmıştır.
Bilindiği gibi Myrina nekropolünde, Atina Fransız Okulu (L'École Française D'Athenes) araştırmacıları E. Pottier ve S. Reinach tarafından 1880-1882 yılları arasında çok sayıda mezarın kazısı yapılmıştır. Araştırmacılar daha sonra yaptıkları çalışmaları ve elde edilen buluntuları, 1887 yılında iki cilt halinde (metin ve levhalar) yayınlamışlardır. “Myrina Nekropolü” adlı yayında, kazı sırasında tutulan günlük raporlarla birlikte günlük kazı gözlemleri, arazi ve topografyaya ait araştırmalar, arkeolojik kalıntılar, kentin tarihçesi, tarihi coğrafyası ile birlikte levhalar bölümünde kazılar sırasında bulunan figürünler ele alınmıştır. Araştırmacılar, yapılan kazılarda bulunan mezarları başlıca 6 grup içerisinde değerlendirirler.

B. Myrina Su Yolları ve Kalem Tepe Araştırmaları

Myrina antik kentinin doğusunda, İzmir – Çanakkale yolunun kenarında yer alan Kalem Tepe, kuzeyinde Sarıkaya Tepe, doğusunda Ağıl Tepe ve güneyinde Kayaalan Ovası’yla sınırlanmaktadır. 8 m. kodundaki tepenin yamaçları üzerinde yer yer kaçak kazı izleri tespit edilmiştir. Tepenin zirvesinde büyük bir bölümü kaçak kazılarla açılmış bir oda mezara rastlanmıştır. 2016 yılı yüzey araştırmaları sırasında Myrina antik kentine doğusundan su getiren kemerlerle birlikte kentin suyollarına ait kalıntılar tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalarda doğudaki Ağıl Tepe’den batıdaki Kalem Tepe’ye uzanan 1. 05 km. uzunluğunda ve 2 – 2, 5 m. genişliğindeki suyolu üzerinde yer yer kalıntı izlerine rastlanmıştır.

C. Çaltıdere/Çaltılıdere Höyüğü Araştırmaları

Myrina ve Gryneion’un çevresindeki erken yerleşim arama çalışmaları kapsamında 2016 yılında, Dr. Emre Erdan’ın sorumluluğunda Çaltılıdere Höyüğü’nde araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Araştırmacıya göre Çaltılıdere Höyüğü, İzmir İli, Aliağa İlçesi’nin kuzeyinde, Çaltılıdere Mahallesi sınırları içerisindedir. Güneyinden, höyüğe ismini veren ve yaz aylarında kuruyan Çaltıdere geçmekte, yaklaşık olarak 200 m. batısında ise Çandarlı Körfezi sınırları içerisindeki Mersinli Koyu yer almaktadır (Fig. 12). Höyük, Güzelhisar Çayı (Pythikos) Deltası ile deltayı kuzeyden sınırlandıran yaklaşık 100 metrelik tepe arasında kalır. Korunan yüksekliği yaklaşık olarak 2-3 m. olan höyük, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 09.02.2005 tarihli ve 444 sayılı karar ile tescil edilmiştir.

Ege Denizi’ne kıyı konumda yer alan Aliağa, uygun iklim ve topografik yapısı itibariyle çağlar boyunca iskâna uygun bir alan olagelmiştir. Bölge, prehistorik çağlardan günümüze oldukça stratejik bir alanda yer almaktadır. Denize yakın konumu, Gediz (Hermos) ve özellikle Bakırçay (Kaikos) vadileri aracılığıyla Anadolu kültür grupları ile olan bağı, yörenin önemini arttıran ana etkenler arasındadır. Kuzey’de Yunt (Aspordene) ve Güney’de Dumanlıdağ (Sardene) ile çevrelenen Aliağa’da Helvacı ve Güzelhisar Çayı Ovası gibi verimli araziler yer almaktadır. Bakırçay ve Gediz Nehirleri arasına sıkışan yörenin başlıca akarsuyu ise Güzelhisar Çayı’dır. Çaltılıdere Höyüğü’nde gerçekleştirilen yüzey araştırması, bugüne değin farklı bilim insanları tarafından edinilen bilgileri doğrulamakta, elde edilen seramik parçaları Çaltılıdere Höyüğü’nün Neolitik, Geç Kalkolitik, Erken Tunç ve Bizans dönemlerinde iskân edildiğine dair izler sunmaktadır.

D. Seramik Araştırmaları

Myrina ve Gryneion’un çevresinde yüzeyde rastlanan seramiklerle ilgili araştırmalar, 2016 yılında, Dr. Emel Dereboylu Poulain’in sorumluluğunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmacıya göre Myrina ve Gryneion’ da yüzeyde gözlemlenen seramikler 2015 yılı buluntularıyla benzer karakterde olup, Geometrik Dönem’den Bizans Dönemi’ne kadar uzanan bir seramik çeşitliliği sunmaktadır (Fig. 14). Genel anlamda her iki kentin Geometrik Dönem’den Bizans Dönemi’ne dek görülen seramik tipleri içinde en erken malzeme grubunun İ.Ö. 8. yüzyıl ortalarına tarihlenebilecek Aiol Gri Monokrom seramikler olduğu anlaşılmaktadır. İ.Ö. 6. yüzyıl bantlı seramikleri ve Fikellura benzeri bezemeli gövde parçaları da erken dönem seramikleri içinde yer almaktadır. Klasik Dönem’e tarihli ve olasılıkla Krater formuna ait olabilecek amorflar olarak ele geçen az sayıdaki Kırmızı Figürlü seramik parçaları kaliteli işçilik göstermektedir. Bununla birlikte Klasik Dönem Siyah Firnisli seramikleri en yoğun buluntu gruplarını oluşturmaktadır. Oldukça kaliteli ve parlak firnise sahip bu grup içinde Skyphos ve Cup-Skyphos, Kantharoslar, Balık Tabakları, Kylixler ve kâseler en yoğun görülen formlardır. 

Hellenistik Dönem’e özgü seramikler arasında az sayıda Batı Yamacı seramik örnekleri, yine az sayıda ve küçük amorflar olarak korunabilmiş kalıp yapımı kabartmalı kâse parçaları, kandil parçaları, Khios, Rhodos, Knidos, Thasos amphoraları ve bunlara ait mühürlü bir grup kulp sayılabilir.
Roma Dönemi seramikleri Kırmızı Firnisli Sigillata örneklerini içeren oldukça çeşitli tabak formlarını barındırmaktadır. Özellikle Çandarlı üretimi olarak bilinen ESC tabaklar bu grup içinde dikkat çekmektedir. Myrina’ da daha yoğun olmak üzere her iki kentte de karşılaştığımız Bizans Dönemi seramikleri en geç tarihli seramik buluntulardır. Bezeme ve formlarının genel karakteriyle bu grup İ.S. 12. ve 13. yüzyıllara tarihlenmektedir.

E. Gryneion Araştırmaları

Gryneion’ un güneybatısında yer alan Dana Burnu Tepesi’nden başlanarak nekropol alanına uzanan alanda çalışmalara devam edilmiştir. Burada yapılan çalışmalarda arazi yüzeyi arkeolojik buluntular açısından taranmıştır. Yapılan araştırmalarda yüzeyde çeşitli dönemlere kapalı kap formalarına ait seramik parçaları ile birlikte kırık tuğla ve kiremit parçalarına rastlanmıştır. Alanda mimari yapılara ait izlere yüzeyde rastlanmamıştır, ancak topografik gözlemler burada toprağın altındaki mimari yapılar hakkında bilgi vermektedir. Özellikle Dana Burnu Tepesi’nin doğu eteklerinde moloz taşlar kullanılarak oluşturulan çeşitli mimari mekânlara ait izlere rastlanmıştır.

F. Pınarcık Mahallesi Araştırmaları

Myrina’nın kuzeydoğusunda ve nekropol alanı sınırları içerisinde yer alan Pınarcık Mahallesi’nin güneyinde yer alan tepeler üzerinde başlayan araştırmalarda duvarlarda kullanılan mimari bloklara ait parçalarla birlikte az miktarda Hellenistik Dönem’den Bizans Dönemi’ne kadar uzanan çeşitli tipte amorf seramik parçalarına rastlanmıştır. Pınarcık Mahallesi’nin kuzey ve doğu bölümünde ise her hangi bir mimari yapı ya da parçasına rastlanmamıştır. Arazi yüzeyinde yer yer amorf seramik parçaları tespit edilmiştir.

G- Myrina’nın İklimi ve Bitki Örtüsü Araştırmaları

Adnan Menderes Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Biyolog Doç. Dr. Mesut Kırmacı, Yrd. Doç. Dr. M. Evrim Demir, Biyolog Fulya Filiz ve Uğur Çatak, Myrina antik kentinde bitki yapısı, biyolojik zenginlikler ve ekoloji konusunda arazide araştırmalar yürütmüştür (Fig. 17). Araştırmacılara göre İzmir İl’inin hemen hemen tamamı Kıyı Ege iklim tipinin etkisi altındadır. Bu iklim tipi yaz ve kış özellikleri itibarı ile Akdeniz ikliminin özelliklerini taşır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. İklim bir bölgedeki bitki örtüsüsün şekillenmesinde temel faktördür.

Sadece çalışma alanında değil, Akdeniz ikliminin görüldüğü tüm kıyı şeridi boyunca şekillenen formasyon hemen hemen benzerlik gösterir. İklimin yanında bu formasyonu şekillendiren diğer önemli 2 faktörden biri toprak yapısını oluşturan anakaya, diğeri ise antropojenik baskıdır. Antropojenik baskı yakma, otlatma ve kesme şeklinde tüm Anadolu’da kendini gösterir. Özellikle yerleşik hayata geçme ile beraber Anadolu’nun büyük bir kısmı doğal yapısını kaybetmiş, antipastorik özellik gösteren bir örtü ile yer değiştirmiştir. Bu baskı Batı Anadolu’da kalker ve silisli topraklar üzerinde farklı formasyonların şekillenmesiyle sonuçlanır. Kalker topraklar üzerinde kızılçam ormanının ortadan kaldırıldığı bölgelerde garik formasyonu olarak karşımıza çıkar. Bu formasyonun en tipik bitkisi otlatma baskısı altında ağaççık ve çalı formunda görülen Pırnal meşesidir (Quercus coccifera L.). Silisli topraklar üzerinde, deniz neminin ulaştığı alanlarda ise maki formasyonu gelişirken, bu formasyonun tahribi boyları 1 metreye ancak ulaşan frigana formasyonuna dönüşür. Çalışma alanın toprak yapısı analiz edilmemesine rağmen bu iki formasyonun karıştığını göstermektedir. Pırnal meşesinin yanında, genellikle silisli topraklardan bilinen Cistus creticus L. (laden), Pistacia lentiscus L. (sakız), Arbutus unedo L. (koca yemiş), Myrtus communis L. (mersin), Coridothymus capitatus (L.) Rchb. f. (kekik), Spartium junceum L. (katırtırnağı) alanda görülen diğer taksonlardır.

H. Myrina ve Çevresinin Jeolojisi

Pamukkale Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Semiz tarafından 2016 yılı çalışmaları yürütülmüştür. Araştırmacıya göre Myrina Antik Kenti (Aliağa-İzmir), Batı Anadolu volkanik provensinin en batı ucunda, Menderes Masifinin kuzey kenarında, Yuntdağ volkanik kompleksinin batı kesiminde ve doğu-batı doğrultulu Güzelhisar grabeni içinde yer alan bir antik liman kentidir. Yapılan çalışmalarda, Myrina (Aliağa) Antik Kenti çevresindeki volkanik kayaçların mineralojik ve petrografik özelliklerinin belirlenmesi ve yapı malzemesi olarak kullanılıp kullanılmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda bölgede önceki yıllarda yapılan jeolojik çalışmalarının bilgileri derlenmiş ve yapılan arazi çalışmaları ile beraber değerlendirilerek yorumlanmıştır.

Myrina (Aliağa) Antik Kenti çevresindeki volkanik birimler başlıca üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar; (1) Yuntdağ volkanitleri (2) Foça volkanitleri ve (3) Foça alkalen kayaçlarıdır. Foça volkanitlerinin üst kesimleri beyazımsı renkli riyolitik tüfler, zeolitik tüfler ve simektitik tüflerden oluştuğu tespit edilmiştir. Riyolitik tüflerin, pomza parçacıkları, cam kırıkları ve ince kül matrisi içerisinde litik parçalar içerdikleri, zeolitik tüflerinde benzer mineralojik bileşimde oldukları ve egemen zeolit mineralinin klinoptilolit-höylandit olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, Myrina antik kentinin kuzey doğusunda Foça volkanik kayaçlarına ait riyolitik tüflerde oyulmuş birçok mezar yapısının bulunması ve mezar kapaklarının işlenmiş tüflerden olması antik dönemde bu kayaçların muhtemelen işlemesinin kolay olmasından dolayı etkin şekilde kullanıldığı şeklinde yorumlanmıştır. Ayrıca, bölgede, bu volkanitlerin üretildiği ve taş işlemeciliği yapıldığı düşünülen iki adet antik ocak alanı tespit edilmiştir.

I. Yayın ve Değerlendirme Çalışmaları

2015 yılından itibaren başlayan yüzey araştırmalarında yayın ve eserlerin değerlendirilmesi konusuna ağırlık verilmektedir. Araştırmaların başlamasıyla birlikte Adnan Menderes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’ne (ADÜ-BAP) yüzey araştırması hakkında proje başvurusu gerçekleştirilmiştir. 2016 yılından geçerli olmak üzere FEF-16001 kodlu “Myrina ve Gryneion Antik Kenti Araştırmaları” adlı proje kabul edilmiştir.
2015 yılında yapılan araştırmalarda bulunan arkeolojik envanter konusunda Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde araştırma başkanının danışmanlığında bir yüksek lisans tezi tamamlanmıştır.
Dumlupınar Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü tarafından 10-13 Ekim 2016 tarihleri arasında Kütahya’da düzenlenen 5. Arkeoloji Sempozyumu’nda araştırma başkanı tarafından “Yüzey Araştırmaları Işığında Myrina Nekropolü” başlıklı bildiri sunulmuş ve bildiri özeti 2016 yılında yayınlanmıştır.

Araştırma başkanı tarafından sunulan “The archaeological survey project of Myrina and Gryneion in Aiolis Region (Turkey)” adlı bildirinin özeti, bildiri özetleri kitabında 2016 yılında yayınlanmıştır.

Araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen diğer yayın ise “Myrina ve Gryneion Arkeolojik Yüzey Araştırmaları, Belgeler ve Yeni Araştırmalar, 1. Cilt” adlı araştırmanın ilk bant çalışmasıdır. Bu çalışmadaki amacımız, şimdiye kadar elde edilen veriler ve bulguların toplu bir şekilde bilim dünyasına sunulmasıdır. 1. cilt olarak 2017 yılında Aliağa Belediyesi Kent Kitaplığı Dizisi’nin 3. eseri olarak yayınlanan çalışmada Myrina ve Gryneion’ la ilgili 20 yazara ait 27 adet makale yer almaktadır (Fig. 19). Bu çalışmada, Myrina ve Gryneion’ da başlangıcından itibaren yapılan kazı, araştırmalar, belgeler ve son dönem (2011 - 2016 yılları) yüzey araştırmalarında bulunan veriler değerlendirilmiştir. Buna yapılan kazılar ve elde edilen buluntularla birlikte disiplinler arası araştırmalar da dâhil edilmiştir. Araştırma bantlarının yayınlanması çalışmalarına yeni araştırmalarda elde edilen verilerle birlikte devam edilmesi düşünülmektedir.

 

ADÜ BİDB Web Tasarım Grubu - 2026