GÜNÜMÜZ ÇOCUKLARININ EBEVEYNİ OLMAK
Prof. Dr. Yalçın Özdemir
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
Günümüzde çocuk yetiştirmek eskiye göre daha mı zor? Önceki nesillerin ebeveynleri olmak daha mı kolaydı? Aşağıdaki diyalog birçok ebeveyne tanıdık gelecektir.
Çocuk (13 yaş) : “Baba, bu yıl doğum günü hediyem olarak bir telefon alabilir miyim lütfen?”
Baba: “Bence çok erken. Bunu gelecek yıl konuşalım!”
Çocuk: “İki yıldır aynı şeyi söylüyorsun! Bütün arkadaşlarımın telefonu var. Ben de istiyorum!”
Baba: “Çok fazla ekran süresi sizin için iyi değil. Bunu konuşmuştuk.”
Çocuk: “Bütün çocukların telefonu var! Ama benim telefonum olamaz! Sizden nefret ediyorum!”
Çocuk babasının yanından ayrılır, odasının kapısını çarpar. Babası arkasından bağırır. Konuyla ilgili çaresizliği ebeveyni öfkelendirir.
Ebeveynlik her zaman zorlu bir iş olmuştur, eğitimini almadığınız, çoğunlukla bu alanda staj yapmadığınız! Sizi işe alırken kimsenin size deneyiminizi! Sormadığı bir iş! Önceki nesillerin bizim karşılaştığımız zorluklarla yüzleşmemiş olmasına rağmen, ebeveynliğin onlar için sorunsuz bir süreç olmadığı gerçeğinde teselli bulabiliriz. Bununla birlikte, her ebeveyn sonunda tüm zorlukların buna değdiğini kabul eder! Peki, 21. yüzyılda ebeveyn olmanın zorlukları nelerdir? Ve ebeveynlik yıllar içinde nasıl değişti?
Ailenin değişen doğası
Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir derler, geleneksel olarak çocuk yetiştirmek hiçbir zaman yalnızca ebeveynlerin sorumluluğunda olmamıştır. Yuval Noah Harari'nin “Sapiens: İnsanlığın Kısa Tarihi” adlı kitabında dediği gibi, atalarımız her zaman kolektif ebeveynliğe inanmışlardır. Aile yapısı yıllar içinde değişti ve aileler küçüldü. Geleneksel olarak aile, aynı çatı altında yaşayan büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve çocuklar anlamına geliyordu. Yavaş yavaş, ebeveynler ve çocuklarından oluşan çekirdek aile norm haline geldi. Ülkemizde kırsal kesimde ve kentlerin göç alan bölgelerinde geniş aile sistemi varlığını sürdürmekle birlikte, günümüzde özellikle kentsel alanlarda birçok çocuk çekirdek ailelerde büyüyor. Bu, ailenin ve aile bireylerinin geniş bir destek sistemine sahip olma şansını kaybettiğimiz anlamına gelmektedir.
Bir yandan da ülkemizde son yıllarda toplumsal cinsiyet rollerinde önemli değişimler yaşanmaktadır. Çift kariyerli ailelerin sayısı giderek artmaktadır. Babalar ebeveynlikle daha fazla ilgilendikçe ve anneler hem profesyonel işleri hem de ev işlerinde önemli görevler üstlenerek!, geleneksel cinsiyet normları kısmen yıkılıyor. Bu kadar çok değişiklik olurken, ebeveynlik ile ilgili konularda değişim olmaması kaçınılmaz görünmektedir. Bu anlamda günümüz ebeveynlerinin karşılaştıkları zorluklar ve bunlarla nasıl baş edebileceklerine dair aşağıda bazı tespitler sunulmuştur.
Hayat Meşguliyetlerimiz Altında Eziliyoruz
Modernleşmenin! maliyeti, hepimiz için çok dolu yaşamlar olmuştur. Ebeveynlerin çoğundan rahatlamak ve hatta uyku için çok az zamanının olduğunu dinliyoruz. Anneler ve babalar profesyonel işleri, ev işleri ve tabii ki ebeveynlik arasında hokkabazlık yapıyorlar. Çocukların okulları, sanat ve spor etkinlikleri, kaçırılmaması gereken doğum günleri ve yaşlanan ebeveynlere bakmak gibi görevler arasında sıkışmışlık ve sonunda ebeveynlik stresi/tükenmişliği yaşama durumları giderek artmaktadır. Bizlerin çocukluğunda, “hiçbir şey” yapmadan aileyle birlikte vakit geçirmek normal ve sağlıklı kabul edilirken, bugün oldukça verimsiz kabul ediliyor. Ailenin her üyesinin zamanını en iyi şekilde kullanması beklenmektedir!
Ayrıca çocukların, hedeflerine (ya da ebeveynlerinin hedeflerine) ulaşabilmesi için büyük bir telaş içindeyiz. Çocukların sınavlardan, spora ve hobilere kadar her şeyde başarılı olmalarını beklemek onlar için travmatik etkisi olmaktadır. Okul, ödev, ders dışı etkinlikler ve ekranlar, çocuklarımızı aşırı uyararak onları fiziksel ve duygusal olarak yorgun bırakmaktadır. Küçük yaşlardan itibaren bu kadar performans gösterme baskısı altındayken, bazı çocukların “Yeterince iyi değilim” diye düşünmesi şaşırtıcı değil. Bu tür baskıların ortasında, hem ebeveynlerin hem de çocukların bunalmış ve aşırı yüklenmiş hissetmeleri doğaldır. Bu da aile bağlarına zarar vermektedir. Öyleyse ne yapılmalı?
Öncelikle içinde bulunduğumuz durumu kabullenip kendimize zaman ayırmanın ve el uzatmanın yollarını aramalıyız. Bu yapılacak basit bir şey gibi görünse de, gerçek şu ki çoğumuz kendimizi kabullenme ve kendimizi sevme pratiği yapmıyoruz. Sürekli karşılaştırmaların ve akran baskısının olduğu bir dünyada kendimizi kabul etmek ve çocuklarımıza kendilerini kabul etmeyi öğretmek önemlidir. Başlangıç olarak, kendimize “Ebeveyn olmadan önce insan olduğumu kabul ediyorum” diye hatırlatmaya başlayabiliriz.
Dijital çağda ebeveynlik
Hayatımızın her anını işgal eden teknoloji, günümüz ebeveynlerinin karşılaştığı en büyük zorluklardan birisidir. Teknolojinin başlangıçtaki amacı insanları birbirine yaklaştırmak olsa da, giderek birbirinden uzaklaştırdığını söyleyebiliriz. Ebeveynler ve çocuklar arasındaki yüz yüze iletişim önemli ölçüde azaldı. Aile üyelerinin birbirleriyle konuşmadan saatlerce telefon veya dizüstü bilgisayar başında vakit geçirmesi oldukça yaygın bir aile hayatı sahnesi. Teknoloji günlük yaşamımızı çok fazla değiştirse de duygusal ihtiyaçlarımızın, özellikle de bir çocuğun duygusal ihtiyaçlarının, doğası gereği çok değişmediğini belirtmek gerekir. Ebeveynlerin en çok zorlandığı konu olan teknoloji kullanımı hususunda ne söyleyebiliriz.
Çocuğunuz için de kendiniz için de kurallar belirleyin. Hayatı kolaylaştırmak için çocuklarınıza sınırlar koyun ama siz de onlara uyun. Aile bir ekip olarak çalıştığında ve kurallar herkes için geçerli olduğunda, çocuklar kurallara daha çok uyuyor. Sadece bu da değil, herkes için zaman zaman bir dijital detoks yardımcı olabilir.
Benim ebeveynliğim sizinkinden daha iyi
Her gün, e-postalar, tweet’ler, gönderiler, videolar ve benzeri aşırı bilgi yükü altında eziliyoruz. Bugünün ebeveynlerinin daha bilgili, daha eğitimli ve aynı zamanda daha rekabetçi olmasına şaşmamalı. Her ebeveynin belirli bir ebeveynlik tarzına uyması ve bir şekilde birbirini geçmeye çalışması gerektiği bilindik bir nakarattır. Bu durumda belirli bir ebeveynlik tarzını benimsemenin amacı, çocuğu en iyi şekilde yetiştirmek mi, yoksa “en iyi ebeveyn” olmak mı diye düşündürüyor?
Tıpkı çocuğunuzu büyütmenin mükemmel bir yolu olmadığı gibi, “iyi ebeveyn” olmanın da tek bir tanımı yoktur. Ancak günümüzde toplum, ebeveynlerden her şeyde iyi olması gereken çok yönlü çocuklar yetiştirmesini beklemektedir. Birkaç nesil önce, ebeveynler çocuklarının yalnızca temel hayatta kalma ihtiyaçlarını (örneğin yiyecek ve giyecek) karşılamak zorundaydı ve bu onlar “iyi ebeveyn” olmak için yeterliydi. Ancak senaryo bugün çok farklı! Peki, nasıl iyi bir ebeveyn olunur?
Muhtemelen, ebeveynlerin yaptığı en büyük hata, iş çocuk yetiştirmeye geldiğinde, toplumsal beklentilerin iç ebeveynlik seslerini bastırmasına izin vermektir. Ebeveynlik yolculuğunun başlangıcında kişi kafası karışmış hissedebilir. Ancak çocuğunuzla aranızdaki bağ güçlendikçe, çocuğunuzu en iyi sizin tanıdığınızı anlayacaksınız. Profesyonel yardım almak harika bir fikir ama kimse çocuğunuzu sizden daha iyi tanıyamaz. Ebeveynlikle ilgili o kadar çok görüş ve inanç var ki, bugün bir ebeveyn çocuğu için “en iyiyi” seçerken kafası karışabilir. Ama iyi haber şu ki, “en iyi”nin net bir tanımı yok. Arkadaşınızın ailesi için işe yarayan şey, sizin aileniz için işe yaramayabilir. Önemli olan artıları ve eksileri tartmak, ailece kararlar almak ve kararlarınızın sorumluluğunu üstlenmektir. Sonuçta hepimiz bazı zamanlarda başarısız oluruz. Başarısız olmak, kendini affetmek ve bu başarısızlıktan ders çıkarmak çok insanidir. Hayatta olduğu gibi ebeveynlikte de en değerli derslerden bazıları başarısızlıktan çıkarılabilir.
Bir Elin Nesi Var, İki Elin Sesi Var: Birlikte Ebeveynlik
Yukarıda bazılarına değindiğimiz günümüz ebeveynlerini zorlayan yaşam olayları ile baş etmenin en etkili yollarından biri ebeveynliği birlikte yürüttüğümüz bir eşimiz varsa ebeveynliği ortaklaşa yürütmenin (birlikte ebeveynlik) yollarını aramaktan geçmektedir. Birlikte ebeveynlik kavramı hem annenin hem de babanın, çocuklarını büyütmek için uyumlu bir şekilde çalışmak zorunda olduklarını vurgulamaktadır. İlk adım, eşinizle birlikte ebeveynlik felsefenizi, ilkelerinizi, temel değerlerinizi belirlemektir. Bu ilkeler beslenme, uyuma zamanı, disiplin ve okulla ilgili konularda olabilir. Bu tür konularda ortak ebeveynle tartışmak ve her iki ebeveynin de hemfikir oldukları ilkelerin oluşturulması ebeveynlik yolculuğunu kolaylaştıracaktır. Belirli konularda fikir ayrılığına düşüldüğünde, konu üzerinde konuşulup müzakere edilerek ortak değer ve inançlarınıza dayalı bir çözüm bulunabilir. Her bir ebeveynin farklı bir yürüyüşü olabilir ama önemli olan aynı yöne yürümemiz gerektiğini unutmamak gerekir.
Sonuç olarak şunu iyi anlamalıyız ki, bir ebeveyn olarak her şey üzerinde kontrol sahibi olamayız. Çocuğunuz sizden gelir ama aynı zamanda benzersiz bir kişiliğe sahip yaşayan, gelişen bir bireydir. Kendinizi ve çocuklarınızı oldukları gibi kabul edin, kendinizi ve çocuğunuzu başkalarıyla karşılaştırmayı bırakın. Teknolojinin hem olumlu hem de olumsuz sonuçları vardır. Bu nedenle, çocuklarınıza ve kendinize dengenin anahtar olduğunu hatırlatmanız önemlidir. “Ekranlar kötü” demek artık işe yaramaz; çocuğunuzla teknoloji kullanımı konusunda iletişim içinde olmanız gerekir. Son olarak, ebeveynliği paylaştığınız bir eşiniz varsa en önemli ortak projeniz olan çocuk/çocuklarınız için birlikte birbirinizin ayağına basmadan aynı yolda yürümeyi deneyin.
Dosya İndir